Bizim İçin Şampiyon – Bold Pilot

Kendi şahsi blog yazılarıma böyle bir hikayeyle başlamak benim için oldukça heyecan verici. Bu yazı aslında film incelemeleri adı altında olacak ama yapımı ilk paragrafta yorumlamak yeterli olacaktır. Yazının devamında ise bizim için şampiyon Bold Pilot’ın bize bıraktığı fikre kendi hikayemle naçizane şekilde ışık tutmaya çalışacağım.

Bir filmi başarılı kılan birçok faktör olabilir. Teknik detaylar, hikaye veya izleyiciye hissettirdikleri.. Ancak bir izleyici olarak ekranın karşısından ayrıldığımda bende büyük etkiler bırakan her yapım benim için vazgeçilmez bir hal alır. Sadece dram veya hüzün değil. Bir fikir, bir bakış açısı veya bir umut.. İşte “Bizim İçin Şampiyon” benim için öyle bir yapımdı. Her izlediğimde filmin sonunda akan yazılar gibi düşüncelerde aklımda öyle yer edinir.

Yaşım gereği Bold Pilot’la çok geç tanışmıştım. Piste son çıkışını ve bize veda edişini haberlerden takip etmiştim. Sonrasında ise bu yapımla beraber benim için unutulmaz bir hatıra bırakmıştı. O zamanlar ben de sistemin bize dayattığı tabiri caizse bir at yarışının içindeydim, üniversite sınavı. Hayat boyu süre gelecek ilk önemli yarıştı benim için. Hatta o zamanlar hayatın en önemli sınavı gibi hissettiriyordu.

Okul yıllarımda görece çalışkan bir çocuktum, hep bir koşu halindeydim. Ancak bizlere öğretilen hep koşudan ziyade aldığımız sonuçların önemli olduğuydu. İyi karneler almak, iyi bir liseyi kazanmak, iyi bir üniversiteyi kazanmak, iyi bir meslek sahibi olmak.. Kimse koşudan veya bu sonuçlar sonrasından bahsetmiyordu. Ve filmin aktarmaya çalıştığı fikir tam da buydu. Boldy’inin koşmaya aşık olmasıydı. Yapım seyirciye bunu çok iyi anlatıyordu. Pistlerde koşmak istemeyen, kötü zemin ve havalardan istediği gibi koşamayacağı için hoşlanmayan, ödülden çok o ödüle giden süreçten mutlu olan Boldy. Tabii ki birçok kişi onu son düzlükte ve dış kulvardan hatırlayacaktı. Gerilerden gelen ve son ana kadar umudun tükenmeyeceğini göreceklerdi. Ancak birçok kişi ne kadarda o son düzlük koşusuna tutulmuş olsa da herkesin umut ettiği sonuçtu. İnsanlar kendi hayatlarındaki koşularını hep o son düzlükteki sonuca ulaşabilmek umuduyla sürdüreceklerdi. Boldy’e rağmen herkes sonuçla ilgileniyordu.

Filmin çıktığı yıl 2018’de sıkı bir üniversite sınavına hazırlık sürecine başlamıştım. Etüt merkezi veya dershaneye gitmiyordum. Lisemizdeki çok değerli hocalarımızın rehberliğinde 11. sınıf biter bitmez hazırlanmaya başlamıştık. Dış dünyadan soyutlanmış, tek bir hedefe, tek bir sonuca odaklanmıştık. Hem psikolojik hem de fiziksel anlamda yorucu bir süreçti. Migren ataklarımın arttığı, gözümün bozulduğu ve her depresif zamanlarımda olduğu gibi derslerden kalan kısa aralarda şiir yazmaya, kendimi rahatlatmaya çalıştığım bir süreçti. Sürecin yarısı bitmiş ve 2018’in son düzlüğünde film yayına girmişti. Çok değerli ve bu süreçte bize rehberlik yapan hocamız okul saatlerinde bizi bu filme sinemaya götürmüştü. Belki de o yıl izlediğim sayılı filmlerden biriydi ama etkisi uzun yıllar sürecekti.

Şampiyon olmak demek bir gün kaybedeceğini bile bile koşmaya devam etmektir

Filmden çıktığımızda içinde olduğumuz koşunun verdiğimiz mücadelenin ne kadar önemli olduğunu belki de ilk defa bu kadar net olarak anlamıştım. Sonuç belki beni veya çevremi tatmin etmeyecekti ancak verdiğim mücadelenin önemi o noktada bile anlaşılabilirdi. Bu fikri düşünmek için kısa bir ara verdikten sonra (belki bir saat) koşuya kaldığım yerden devam etmiştim. Ancak bu sefer süreç benim için daha anlamlıydı. Koşunun ikinci yarısı işler beklediğimiz gibi gitmemiş bize rehberlik eden hocalarımızdan çoğu norm fazlalığı sebebiyle okuldan ayrılmıştı. Tempomuz biraz düşmüştü. Son düzlüğe geldiğimde, son aylarda denemelerden aldığım sonuçlar hiç iç açıcı değildi. Neredeyse 1 yılın yorgunluğuyla aylar öncesinden daha az net yapıyordum. Son iki hafta boyunca konu çalışmayı bırakıp netlerimi arttırmaya çalıştım ancak son düzlüğe (sınavdan 2 gün öncesine) kadar sonuç alamamıştım. Artık son düzlüktü ve dış kulvardan ilerliyordum. Problemleri tespit etmiş ve iki gün boyunca o sorunun üzerine gitmiştim, Türkçe. Sınavdan önceki son denememde 27 net yaptığım Türkçe’den 2 gün sonra gerçek yarışta 40 sorudan 37 net yapmıştım. Adeta Boldy’nin 70. gazi yarışındaki açtığı yaklaşık 10 boyluk farkı hissettirmişti bana.

Sınav sonuçları geldiğinde hedeflediğim sonuçların gerisindeydim. Ancak sadece önemli olan o sonuç değildi, belki de bir gün kaybedebileceğini bilerek koşmaya devam etmekti. Aslında emeklemeye başladığım günden beri koşmaya devam ettiğim gibi önemli olan sonuçlar sonrasında da koşmaya devam edeceğimdi. İşte bu film Boldy’nin o fikrini tam zamanında bana hatırlatmıştı.

O günden bugüne çok fazla sonuçlarla karşılaştım. Sonuçlar hep farklıydı ancak koşular aynıydı. Hala koşmaya devam ediyorum, bir gün kaybedeceğimi bile bile..


Ve bahsi geçen o çok değerli hocalarım bir gün bu yazıyı okurlarsa eğer onlara burada tekrardan sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum..